KADINLARDA CİNSEL İSTEK UYARILMA VE ORGAZM SORUNLARI

   Kadınlarda gözlenen cinsel işlev bozuklukları ya da daha doğru bir ifade ile cinsel uyum sorunları son derece yaygın gözlenen konulardır. Başlıca 4 ana sorun karşımıza çıkmaktadır.

1-Cinsel İsteksizlik

2-Cinsel Uyarılma Bozuklukları (vajinal kuruluk)

3-Cinsel Doyum Sorunları (orgazm olamama sorunu)

4-Cinsel Ağrı Bozuklukları (disparoni, vajinismus)

 

Ülkemizde yapılan araştırmalarda kadınların %40'ın cinsel isteksizlik, %30'unun cinsel uyarılma ve %35'in de orgazm olamama sorunu yaşadığını göstermektedir. Genel belirtileri şöyle yaşanır,

kadının sekse dair hiçbir ilgisinin olmaması, cinsel aktivite sırasında uyarılmaması, birşey hissetmeme, vajinanın kuru kalması, klitorisin kabarmaması ve ilişki sırasında ağrı duyulması. Bu sorunların biri veya birkaçı aynı anda kadınlarda görülebilebilmektedir ve aksi kanıtlanmadıkça sorunların kaynağı çoğunlukla psikojeniktir. Soruna sekonder gözlenen yan belirtiler ise; kızgınlık (kendine ya da eşine), utanç duyma, endişe ve suçluluk hissi şeklinde olabilmektedir. Bu sorunların hiçbirinin özel bir labaratuar testi yoktur. Sadece hormonal bir eksiklik söz konusu ise veya bundan şüphe duyuluyor ise östrojen ve testosteron kan seviyelerine bakılabilir. Bazen kansızlık da cinsel uyum sorunlarının artışına sebep olabilmektedir. Kansızlık varsa bunun da düzeltilmesi tavsiye olunmaktadır.

TOPLUMSAL DİNAMİKLER:

Toplumun kadın cinselliğine bakışı maalesef çoğu kez iki yüzlü şekildedir. Çoğu kadın ve erkek, cinselliğin bir evlilik için önemli olduğunun farkındadır ama nedense seksten zevk alabilen kadınların ise "ahlaki değerleri düşük rahat kadınlar" olduğu gibi kemikleşmiş bir imaj da söz konusudur. Erkeklerin büyük çoğunluğu eşini tatmin etmek gibi bir güdüyle hareket ederken aynı zamanda kendi eşlerinin kadınlığını baskılamak gibi bir yol da çizerler. Kadının cinsel anlamda yatakta aktif olması, insiyatif alması, talepkar olması istenmez ama tatmin olması beklenir. Elbette bu çelişkili yapıdan sağlıklı bir cinsel yaşam ortaya çıkamamaktadır. Genellikle kadınlara bir çok konuda olduğu gibi cinsellik konusunda da eşit ve aynı ahlaki normlarla yaklaşılmaz. Kadınlık sürekli aşağılanırken (bazen kadınlarca da), kadınlığın sadece annelik rolü kutsanmaktadır. Dolayısı ile çoğu genç kız cinselliğin ayıp, pis, ağrılı, acılı bir şey olduğunu söyleyen toplumsal cinsel mitlerin etkisinde yaş alır. Bu kadar kötülediğiniz bir şeyle de sonradan barışmak ve de kadınlık görevi! denen şeyi layıkıyla yapmak o kadar da kolay olamamaktadır.

 

KADIN OLMAK:

Kadın olmak ya da erkek olmak tek başına mümkün değildir. Seks yapmak, boşalmak ve orgazma ulaşmak öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir davranıştır. Bir kadın ancak eşi ile birlikte ve onun desteği ile tam olarak gerçek kadınlığa ulaşır. Buna erişen kadınların hem evlilikleri çok daha mutlu ve huzurlu; yetiştirdiği çocukların ise çok daha sağlıklı ve başarılı olduğuna kuşku yoktur. Kadın olmanın şartları ve aşamaları şunlardır. Kendi bedeni ile barışık olmak, varsa sembolik penis imgelerinden kurtulmak (erkeksi tavırların dışlanması), klitoral boşalmayı deneyimlemek, vajinal birliktelik ile boşalmayı deneyimlemek ve vajinal birliktelik ile orgazma ulaşmak. Bu seviyeye erişim düzgün giden bir evlilikte bir kadının aşağı yukarı 3 yılını alabilen bir süreçtir.

 

KADIN CİNSEL UYUM SORUNLARININ BAŞLICA HAZIRLAYICILARI:

  • Kadının kendi bedenini tanımaması, sekse dair anatomik ve fizyolojik bilgiye sahip olmaması.

  • Bilinç altına yer etmiş cinsel mitler, cinselliğe dair hatalı ve korkutucu düşünceler.

  • Çok tutucu ortamlarda büyüme

  • Kadınlığın sürekli aşağılandığı aile ortamlarında büyüme (kadınlık kötüdür!)

  • Bozuk aile ilişkilerinin olduğu ortamlarda büyüme (duygular ve cinsellik kötü birşeydir!)

  • Kendine güvensizlik ve kadının bedeni ile barışık olmaması

  • Yetersiz cinsel deneyim (evli bile olsa)

  • Eşte var olan eksik psikoseksüel beceriler veya cinsel sorunlar

  • Aşırı mükemmeliyetçi titiz kişilik özellikleri

  • İntrapsişik yani kendi iç dünyasında olan bilinçdışı çatışmalar

  • Travmatik kötü cinsel ilişki deneyimleri, tacizler

  • Sağlıksız ya da düzensiz yaşam biçimleri

 

KLİTORİS NEDİR?

Klitoris kadın vücudunun en nadide ve en az keşfedilmiş organlarından birisidir. Diğer tüm organlardan farklı olarak zevk alma ve zevk verme işlevi dışında başka hiçbir görevi yoktur. Klitorisin sadece baş kısmı vücut dışından görebilse de aslında daha derinde yer alan kanla dolup şişebilen dört kollu büyükçe bir yapıdır. Penise göre 4 kat daha fazla sinir hücresi barındırdığı tespit edilmiştir. Klitoris kadın orgazmının olmazsa olmazı bir organdır. Yapılan çalışmalar kadınların sadece %8'in direkt olarak klitoral uyarı olmadan sadece vajinal girişle orgazm olabildiklerini göstermiştir. Burada bile indirekt yoldan klitoris içten baskı ile uyarılması söz konusudur. Yani klitoris olmadan uyarılma ve orgazm bir kadın için pek mümkün değildir. Bu organın ve işlevinin bir kadına öğretilmesi cinsel terapinin ana unsurlarından birisidir.

 

G NOKTASI NEDİR?

Vajinanın 3-4 cm içinde üst ön bölümde yer alan, uyarılmanın yoğun yaşandığı sınırları net olmayan bir bölgedir. Cinsel ilişki sırasında penis boyu ne olursa olsun penis başı tarafından uyarılarak kadına zevk verir. Penis başının taç kısmı da bu bölgeyi uyarmak için tasarlanmış gibidir. Aynı şekilde partner tarafından parmak girişi ile bu bölge uyarılarak kadının orgazma hazırlanması sağlanabilir.

 

KÖPRÜ YAPMAK NEDİR?

Hem klitorisin hem G noktasının aynı anda uyarılması işlemine köprü yapmak adı verilir. Köprü de masajın iki ayağını da erkek kendisi yapabileceği gibi G noktasını erkek (penis veya parmakla), klitorisi ise kadın kendi kendine uyarabilir. Rahatlamış bir beden de orgazma en kolay ulaşma yolu köprü oluşturmaktan geçer.

 

BOŞALMAK MI ORGAZM OLMAK MI?

Çoğu kez aynı anlamda kullanılsa da orgazm olmak daha farklı bir olaydır. Bilinç bulanıklığının da yaşandığı sanki başka bir aleme gitmek gibi tanımlanabilecek mistik bir deneyimdir. Çok nadiren yaşantılanır. Genel olarak boşalmak bedensel orgazm ise ruhsal bir rahatlamadır. Bizim gözümüzde boşalma her cinsel ilişkide yaşanması gereken bir hak iken, orgazm olmak arasıra yaşanabilecek bir armağandır.

 

KADINLARDA CİNSEL İSTEKSİZLİK VE UYARILMA SORUNLARI

Herhangi bir tıbbi nedene (ruhsal ya da bedensel) bağlı olmaksızın cinsel fantazi ve cinsel aktivite isteği yokluğuna "hipoaktif cinsel istek bozukluğu" adı verilmektedir. Cinsel uyarılma bozukluğu ise cinsel ilişki sırasında istek olmasına rağmen coşku duymama, hissetmeme, ıslanmama ve kabaramama şeklinde kendini gösteren durumlara verilen isimdir. Tüm bunları sorun olarak kabul etmek için en az 6 aydır devam etmesi ve de kişide veya partner ilişkisinde zorluk veya çatışmalara sebebiyet vermesi bir ön koşuldur. Evli kadınların %30-40'ın da görülmektedir.

 

Cinsel isteği ya da isteksizliği tanımlamak oldukça güçtür. Kişilerin karşılıklı talep ya da yönelimlerine olan duyarsızlık bazen karşı tarafta göreceli olarak cinsel aktivitelere karşı isteksizlik doğurabilmektedir. Burada kadın çoğu kez önemsenmediği düşünerek katılımcı olmaz, cinsel aktiviteden keyif almaz ve zamanla isteği azalır. Ya da bir kişinin isteğinin aşırı fazla olması diğerinin isteğini otomatik olarak aşağı çekebilmektedir. İşte bu gibi durumlara "cinsel istekte tutarsızlık" adını veriyoruz. İyi bir iletişim ile bu sorunları ortadan kaldırabilmektedir.

Cinsel isteksizliği olan bir kadın ya kendisi "benim hiç cinsel isteğim arzum kalmadı" diyerek gelebilir ya da eşi tarafından "eşim sekse karşı son derece ilgisiz" denilerek de bir hekime getirilebilir. Burada cinsel isteksizlik o çift için ana sorun mudur yoksa başka cinsel sorunların ya da başka evlilik sorunlarının bir yansıması mıdır? İlk olarak bu sorularının yanıtı çözüm için son derece önemlidir.

 

Cinsellik ve onun aktivite hali seks kuşkusuz her evliliğin mutlak bir gereğidir. Kuşkusuz bu durum eşlerin birbirlerinin dugusal ihtiyaçlarını giderdikten sonra harekete geçen bir enerjidir. Her kadın eşinden romantizm görmek, dinlenmek anlaşılmak, güzel vakit geçirmek, dokunulmak, biricik olduğunu hissetmek ister. Bunlar binlerce yıllık kadim ve evrensel öğretilerdir. Bunlara sahip olmayan bir kadından erotizm beklemek elbette pek mümkün değildir. Bu ön koşulların sağlanıp sağlanmadığı konusu terapinin iletişim aşamasının ana konusunu oluşturur. Bunların sağlanması birlikte kadın eşinin gözlerinde "ona" olan şehvetini de gördüğü zaman cinsel isteği alevlenmeye başlar. Kadın cinselliğinin kalbi partnerine olan mutlak teslimiyetidir. Bu da ancak ruhen tüm benliği ile partnerini erkeği olarak görüp, kendini de o erkeğin kadını olarak hissetmekle mümkün olmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz koşullar altında kendini bütünüyle bırakmış ve bedenini de bir armağan gibi eşine sunabilen kadınların cinsel sikluslarını tamamlayıp orgazma ulaşmaları son derece kolaydır. Bu koşulları sağlayacak olan bizzat o kadının eşidir. Bizler kadın cinsel uyum sorunlarını çözerken eşleri de bu tedavinin temel parçası olarak görürüz. Çünkü tedavi edici ana unsur kesinlikle eştir, kocadır.

KADINLARDA BOŞALMA ORGAZM SORUNLARI:

  Kadınların %70'i cinsel birleşme ile boşalamadıklarını yaklaşık %30'un da hiçbir şekilde boşalamadıkları tespit edilmiştir. Diğer sorunlarda olduğu gibi başka bir nedeni olmaması en az 6 aydır devam ediyor olması gerekmektedir. Boşalmanın olup olamaması tamamiyle o kadının elinde olan bir konudur. Bu noktada boşalma sorunlarında bu kez erkek değil kadın primer olarak sorumluluk alması gerekmektedir. Gevşemiş bir bedenle ilişki sırasında kendi duyumlarına hislerine zevkine odaklanmış bir kadın rahatlıkla orgazm olabilmektedir. Tedavide amacımız boşalmanın sorumluluğunu nasıl alacağını o kadına öğretmektir. Boşalma sorunları 4 şekilde olabilir.

1-Rasgele boşalamama (bazen boşalıp bazen boşalamama durumu)

2-Penis vajina birlikteliğinde boşalamama sadece mastürbasyon ile boşalma

3-Hiçbir şekilde boşalamama (en önemli sorun budur)

4-Erken boşalma (çok nadiren kadınlarda görülür)

 

BOŞALMA ORGAZM SORUNLARININ BAŞLICA NEDENLERİ:

1-Bazı tansiyon depresyon ilaçları boşalmayı engelleyebilmektedir.

2-Kişide korku ve strese neden olan cinsel mitler (mastürbasyon kızlık zarını bozar, ilk cinsel ilişkiler çok acı verir, cinsellik düşünmek ayıptır günahtır, kadın hiçbir zaman cinsel isteğini belli etmez göstermez..vs gibi)

3-Yetersiz cinsel uyarı (eş tarafından yetersiz cinsel uyarı da bulunmak)

4-İlişkisel çatışmalar, kırgınlıklar

5-Kadın olmaktan korkmak (orgazm olursam kadın oldum demektir, kadınlık kötüdür düşüncesi)

6-Eşte var olan cinsel işlev bozuklukları (sertleşme sorunu ya da erken boşalma gibi)

7-Evlenir evlenmez çocuk sahibi olmak

8-Cinsel ilişki sırasında kontrolü kaybetmekten korkma (örneğin pişman olacağı hareketler yapmak ya da yanlış şeyleri ağzından kaçırma korkusu)

9-Sürekli olarak kendi bedenini seyretmek, düşünüp durmak ve bir türlü beyini kapatamamak

10-Cinsel öz güveninin zayıf olması, kendini değersiz,beceriksiz çirkin bulmak

11- Performans anksiyetsi ve sürekli kendine bir başarı hedefi koymak (mutlaka birlikte orgazm olmalıyız!) sıklıkla herşeyi kontrol altında tutmaya çalışan mükemmeliyetçi kişilik yapılarında gözlenir.

12-Cinsel travmalar, kötü cinsel deneyimler veya tacizler

13- Eşini erkek olarak saygın bulmamak veya eşinin erkekliğini tam olarak onaylamamak

14- Elektra Kompleksi: Bazı kadınların iç dünyasında kocanın baba ile aşırı benzeştirildiği ve karıştırıldığı bir ruh hali gelişebilmektedir. Çoğunlukla anne ile rekabet, anne tarafından cezlandırılmaktan korkma ve anneye karşı gizli bir öfke de vardır. Bu durumlar kadında suçluluk duygusunu doğrurur ve kadının orgazma ulaşmasının önünde bir engel olabilir.

15- Utanma suçluluk günahkarlık duyguları bazen kadınlığın reddini de beraberini getirir. Örneğin çocuklukta yaşanılan bazı cinsel içerikli olayların getirdiği suçluluk hissi ilerideki cinsel yaşantıda kişiye (kendi kendine) bir bedel ödetebilir.

16- Seks özünde agresyon gerektiren bir eylemdir. Evlilikte eşi çocuklaştırma-ebebeynleştirme ya da evlenilecek-yatılacak kadın ayrımına gitmeye başlamak, şevkat hissinin şehvetin üzerine çıkmasını sağlar. Şehvet azaldıkça cinsel ilişkilerin nicelik ve nitelik değeri azalır.

17-Diğer korkular (gebe kalmaktan, hastalık kapmaktan korkma, sesimiz duyulacak korkusu ..vs)

 

 

İSTEK UYARILMA ORGAZM SORUNLARINA TEDAVİ YAKLAŞIMI:

  • Hormonal eksiklikler varsa bunları saptamak ve eksikliği gidermek

  • Altta yatan psikiyatrik bir rahatsızlık varsa (depresyon gibi) bunları saptamak ve tedavi etmek

  • Cinselliğin işleyişi hakkında genel bilgilendirme yapmak

  • Cinsel mitleri ortadan kaldırmak

  • Kadının kendi ile barışması ve kendi bedenini tanımasını sağlamak

  • Eşler arasında suçlama ve genellemelere son verecek dil değişikliği sağlamak

  • Eşler arasındaki duygusal fiziksel ve cinsel iletişimi yani şehveti arttırmak.

  • İsteksizlik kişi için bir savunma mekanizması olarak gelişmisşe (suçluluk günahkarlık, endişe, korku, öfke) bunu ortaya çıkarmak, duyguların açığa çıkmasını sağlamak ve de nedenlerini ortadan kaldırmak.

  • Seks sırasında kişiyi seyirci rolünden çıkarıp insiyatif alabilmesini öğretmek

  • Ev ödevleri ile bireysel ya da eşli zihinsel fiziksel egzersizler yaptırak cinsel yaşamın kademe kademe yeniden yapılandırılması.

  • Uyarılmayı arttıran yardımcı aletlerin (kremler, klitoral pump, vibratörler..vs) kullanılmasını teşvik etmek

 

Bu yaklaşımlar sırasıyla ele alınıp uygulandıktan sonra birlikte durumu düzeltmek için motive olmuş çiftlerde başarı neredeyse %100'e yakındır.

Op. Dr. Niyazi Umut Özdemir

Antalya 2017

 

  • KAYNAKLAR:

  • Psikoder Kadın Olmanın Aşamaları Cem Keçe

  • En iyi terapistim ben Cem Keçe

  • Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı Türk Androloji Derneği

  • The Physiology of Female Sexual Function and the Pathophysiologyof Female Sexual Dysfunction (Committee 13A) J Sex Med 2016;13:733e759

Bülent Ecevit Bulvarı No:23 Kanyon Plaza K:1 D.:3 Muratpaşa / ANTALYA

       0(242) 323 1 777         0(505) 525 24 22

Cinsel İşlev Bozuklukları Tanı Tedavi Eğitim Kliniği

UZ Clinic'in tanı ve tedavi modeli olan UZ Terapi için randevu
Muayene
45 dk
  •  Sitemizde paylaşılan yazılar  T.C. Sağlık Bakanlığı 2011/59 sayılı yönetmeliğine uygun olarak toplumu BİLGİLENDİRME amacıyla yayınlanmaktadır.

  •  Bu bilgiler kesinlikle hekimin tıbbi hasta muayenesi ve tanı koyması yerine geçmez. Hastalık durumuna göre tanı ve tedavi seçenekleri hastadan hastaya önemli değişiklikler gösterebilir.

  • Tüm yazılar özgün biçimde hekimlerimiz tarafından kaleme alınmış olup kaynak belirtmeden paylaşılmaması rica olunur.